Paylaşımlarımızla bir birimizi bilgilendirelim...
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Mevlana Celaleddin Rumi 3

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
by sfenks
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 180
Kayıt tarihi : 28/08/09
Yaş : 24
Nerden : istanbul

MesajKonu: Mevlana Celaleddin Rumi 3   Paz Ağus. 30, 2009 11:52 am

Mevlana'nın Babası İle Konya'ya Gelişleri:
Esasen tasavvuf ehline iyi gözle bakmayan ve bunların Harezmşah katında saygı görmelerini çekemeyen Fahreddin-i Razi Bahaeddin Veled'in açıkça kendi aleyhine tavır almasına da çok içerlediğinden onu Harezmşah'a gammazladı. Bahaeddin Veled'in de gönlü Harezmşah'tan incindi ve Belh'i terk etti. Ancak araştırıcılar Bahaeddin Veled'in Belh'ten göç etmesine sebep olarak Moğol istilasını gösterirler. Sultanü'l-Ulema aile fertleri ve dostlarıyla Belh şehrini 1212-1213 tarihlerinde terk ettikten sonra Hacca gitmeye niyet etmişti. Nişabur'a uğradı. Göç kervanıyla Bağdat'a yaklaştığında kendisine hangi kavimden olduklarını ve nereden gelip nereye gittiklerini soran muhafızlara Sultanü'l-Ulema Şeyh Bahaeddin Veled şu manidar cevabı verir: "Allah'tan geldik Allah'a gidiyoruz. Allah'dan başka kimsede kuvvet ve kudret yoktur." Bu söz Şeyh Şehabeddin-i Sühreverdi (1145-1235)'ye ulaştığında: "Bu sözü Belhli Bahaeddin Veled"den başkası söyleyemez" dedi samimiyetle ve muhabbetle karşılamaya koştu. Birbirleriyle karşılaşınca Seyh Sühreverdi katırından inip nezaketle Bahaeddin Veled'in dizini öptü gönülden hürmetlerini sundu. Bahaeddin Veled Bağdat'ta üç günden fazla kalmadı ve Kufe yolundan Kâbe'ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra dönüşte Şam'a uğradı. Bahaeddin Veled yanında biricik oğlu Mevlana olduğu halde göç kervanıyla Şam'dan Malatya'ya oradan Erzincan'a oradan Karaman'a uğradılar. Karaman'da bir müddet kaldıktan sonra nihayet Konya'yı seçip oraya yerleştiler.
Şeyh Attar Hazretleri: Belh'i terk ettikten sonra Bağdat'a doğru yola çıkan Bahaeddin Veled Nişabur'a vardığında ziyaretine gelen Şeyh Feridüddin-i Attar ile görüşüp sohbet eder. Sohbet esnasında Şeyh Attar Mevlana'nın nasiyesindeki (alnındaki) kemali görür ve ona Esrar-name adlı eserini hediye eder ve babasına da; "Çok geçmeyecek ki bu senin oğlun alemin yüreği yanıklarının yüreklerine ateşler salacaktır." der.

Şeyh-i Ekber Hazretleri: Sultanü'l-Ulema Hac farizasını yerine getirdikten sonra dönüşte Şam'a uğradı. Orada Şeyh-i Ekber Muhyiddin İbnü'l-Arabi (1165-1240) ile görüştü. Şeyh-i Ekber Sultaü'l-Ulema'nın arkasında yürüyen Mevlana'ya bakarak: "Sübhanallah Bir okyanus bir denizin arkasında gidiyor" demiştir.


Mevlana'nın Evlenmesi:
Karaman'da bulundukları 1225 tarihinde Mevlana babasının buyruğu ile itibarlı asil bir zat olan Semerkantlı Hoca Şerafeddin Lala'nın huyu güzel yüzü güzel kızı Gevher Banu ile evlendi. Mevlana dünya evine girdiğinde onsekiz yaşındadır.
Hazret-i Mevlana'nın Konya'ya Yerleşmeleriyle İlgili Yorumu: "Hak Teala'nın Anadolu halkı hakkında büyük inayeti vardır ve Sıddik-ı Ekber Hazretlerinin duasıyla da bu halk bütün ümmetin en merhamete layık olanıdır. En iyi ülke Anadolu ülkesidir; fakat bu ülkenin insanları mülk sahibi Allah'ın aşk âleminden ve deruni zevkten çok habersizlerdir. Sebeplerin hakiki yaratıcısı Allah hoş bir lutufta bulundu sebepsizlik âleminden bir sebep yaratarak bizi Horasan ülkesinden Anadolu vilayetine çekip getirdi.Haleflerimize de bu temiz toprakta konacak yer verdi ki ledünni (Allah bilgisine ve sırlarına ait) iksirimizden (altın yapma hassamızdan) onların bakır gibi vücutlarına saçalım da onlar tamamıyla kimya (bakışıyla baktığı kimseyi manen yücelten olgun insan); irfan aleminin mahremi ve dünya ariflerinin hem demi olsunlar."
Sultanü'l-Ulema Bahaeddin Veled Hazretleri:

Bahaeddin Veled Mevlana'nın ilk mürşididir. Yani Mevlana'ya Allah yolunu öğretip tasavvuf usulünce hakikatleri ve sırları gösteren tarikat şeyhidir. Bütün İslam aleminde yüksek itibar ve şöhrete sahip olan Bahaeddin Veled Selçuklulukların Sultanı Alaaddin aaakubat'tan yakın alaka ve sonsuz hürmet görür. Bahaeddin Veled 3 Mayıs 1228 tarihinde Selçukluların baş şehri Konya'yı şereflendirip yerleştikden kısa bir süre sonra son derece samimi dindar olan Sultan Alaaddin aaakubat (saltanat müddesi 1219-1236) sarayında Bahaeddin Veled'in şerefine büyük bir toplantı tertip etti ve bütün ileri gelenleriyle birlikte onun manevi terbiyesi altına girdi. Sultaü'l-Ulemaya gönülden bağlı olan Sultan Alaaddin onu hayranlıkla şöyle över; "Heybetinden gönlüm tir tir titriyor yüzüne bakmaktan korkuyorum. Bu eri gördükte gerçekliğim dinim artıyor. Bu alem bendem korkup titrerken ben bu adamdan korkuyorum ya Rabbi bu ne hal? İyice inandım ki o cihanda nadir bulunan ve eşi benzeri olmayan bir Allah dostudur." Dünya sultanına hükmeden eşsiz Allah dostu mana ve gönül sultanı Bahaeddin Veled 24 Şubat 1231 tarihinde Cuma günü kuşluk vaktinde ebedi âleme göçtü. Geriye Muhammed Celaleddin gibi bir hayırlı oğul ile Maarif gibi bir eser bıraktı. Sultanü'l-Ulema sadece duygu ve düşüncelerini açıkladı şöhret peşinde koşmadı. Etrafındakileri yetiştirdi ve onları daima aydınlattı.


Bahaeddin Veled'in irtihalinde Mevlana yirmidört yaşında idi. Babasının vasiyeti dostlarının ve bütün halkın yalvarmaları ile babasının mak----- geçti oturdu. Mevlana babasından sonra Seyid Burhaneddin'i buluncaya kadar bir yıl mürşidsiz kaldı. 1232 tarihinde babasının değerli halifesi Seyyid Burhneddin-i Muhakkık-ı Tirmizi Konya'ya geldi. Mevlana onun manevi terbiyesi altına girdi.

Seyyid Burhaneddin mertebesi çok yüksek bir kamil mürşid idi. Maarif adlı eseri irfanının delilidir. Kendisine daima kalplerde bulunan sırları bilmesinden dolayı Seyyid Sırdan denirdi. Seyyid Burhaneddin ta çocukluk yıllarında bir lala gibi omuzlarda taşıyıp dolaştırdığı Mevlana'ya dedi ki: "Bilginde eşin yok seçkinsin. Ama baban hal sahibiydi sen de onu ara kalden geç. Onun sözlerini iki eline kavramışsın; fakat benim gibi onun haliyle de sarhoş ol. Böylece de ona tam mirasçı kesil; cihana ışık saçmada güneşe benze. Sen zahiren babanın mirasçısısın; ama özü ben almışım; bu dosta bak bana uy." Mevlana babasının halifesinden bu sözleri duyunca samimiyetle onun terbiyesine teslim oldu. Mevlana candan samimiyetle Seyyid Burhaneddin'i babasının yerine koydu ve gerçek bir mürşid bilerek gönülden tam dokuz yıl ona hizmet etti. Bu zaman zarfında o kâmil mürşidin kılavuzluğu ile mücahede ve riyazetle o kamil arifin feyizli sohbet ve nefesleriyle pişti olgunlaştı baştan ayağa nur oldu; kendinden kurtuldu mana sultanı oldu. Nitekim Mesnevi'sindeki şu iki beyit piştiğinin kamil insan mertebesine ulaştığının ifadesidir; "Piş ol da bozulmaktan kurtul... Yürü Burhan-ı Muhakkık gibi nur ol. Kendinden kurtuldun mu tamamıyla Burhan olursun. Kul olup yok oldun mu sultan kesilirsin."


Halep ve Şam'a Gidişi: Mevlana yüksek ilimlerde daha çok derinleşmek için Seyyid Burhaneddin'in izniyle Haleb'e gitti. Halaviyye Medresesi'nde fıkıh tefsir ve usul ilimlerinde üstün bir alim olan Adim oğlu Kemaleddin'den ders aldı. Mevlana Halep'teki tahsilini bitirdikten sonra Şam'a geçti. Burada ilmi incelemeler yapmak için dört yıl kaldı. Bu zaman zarfında Şam'daki alimlerle tanışıp onlarla sohbet etti.

Eflaki'ye göre Mevlana Şam'da Şemseddin-i Tebrizi ile görüşmüştür; fakat bu görüşme kısa bir müddettir ve şöyle cereyan etmiştir. Tebrizi bir gün halkın arasında Mevlana'nın elini yakalayıp öper ve ona "Dünyanın sarrafı beni anla" diye hitap eder ve kaybolur. İşte bu sohbet veya bir anlık görüşme tarihinden takriben sekiz sene sonra Şems Konya'ya gelecek ve Mevlana ile içli dışlı sohbet edecektir.

Yedi yıl süren Halep ve Şam seyahatinden sonra Konya'ya dönen Mevlana Seyyid Burhaneddin'in arzusu üzerine birbiri arkasına candan istekle ve samimiyetle üç çile çıkardı. Yani üç defa kırkar gün az yemek az içmek az uyumak ve vaktinin tamamını ibadetle geçirmek suretiyle nefsini arıttı. Üçüncü çilenin sonunda Seyyid Burhaneddin Mevlana'yı kucaklayıp öptü; takdir ve tebrikle "Bütün ilimlerde eşi benzeri olmayan bir insan nebilerin ve velilerin parmakla gösterdiği bir kişi olmuşsun... Bismillah de yürü insanların ruhunu taze bir hayat ve ölçülemeyecek bir rahmete boğ; bu suret aleminin ölülerini kendi mana ve aşkınla dirilt." Dedi ve onu irşad ile görevlendirdi. Seyyid Burhaneddin daha sonra Mevlana'dan izin alıp Kayseri'ye gitmiş ve orada ebedi aleme göçmüştür (1241-1242). Türbesi Kayseri'dedir. Mevlana Seyyid Burhaneddin'in Konya'dan ayrılışından sonra irşad ve tedris (öğretim) mak----- geçti. Babasının ve dedelerinin usullerine uyarak beş yıl bu vazifeyi başarı ile yaptı. Rivayete göre dini ilimleri tahsil eden dört yüz talebesi ve on binden çok müridi vardı.

_________________
by sfenks
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://kolikforum.yetkinforum.com
 
Mevlana Celaleddin Rumi 3
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
BY KOLİKFORUM :: BİYOGRAFİLER-
Buraya geçin: